
Müşteriden parayı nasıl istersin?
Her esnaf bu hissi bilir. Bakiye altı haftadır orada duruyor, müşteri hâlâ her salı ekmekle sigara almaya uğruyor, ikiniz de bir şey demiyorsunuz.
Beklemek o konuşmayı kolaylaştırmıyor. Büyütüyor.
Otuzuncu günde aç, doksanıncı günde değil
Otuz günde hatırlatmış olursun. Doksan günde, istemesen de suçlamış olursun. Müşteri de bu farkı biliyor, sen de biliyorsun; zaten tam bu yüzden konuşma hep erteleniyor ve sıra hep zor olan versiyonuna geliyor.
Otuz gün ayrıca müşterinin o malı hangi hafta aldığını hâlâ hatırladığı süredir. O hafıza gittikten sonra artık bir bakiyeyi değil, kimin sözünün geçtiğini konuşuyorsunuz; o konuşmayı da kimse kazanmıyor.
Ekranı çevir
"Bana 2.400 lira borcun var" cümlesi, o rakamın doğru olup olmadığı üzerine bir tartışma başlatır. Tarihleri ve tutarları tek tek göstermek ise tartışmayı başlamadan bitirir. İnsanların çoğu seni kazıklamaya çalışmıyor; üçüncü hafta civarında hesabı gerçekten kaçırmışlar. Kendi okuyabildikleri bir liste, tartışmayı senin yerine yapar.
Bunun işe yaraması için listenin konuşma başlamadan hazır olması gerekiyor. Venditorr'da müşteri kartı zaten o liste: her satış ve her ödeme olduğu sırayla, altında bakiye. Kartı açıp telefonu çeviriyorsun.
Ne kadar değil, ne zaman diye sor
"Paramı ver" sana bir omuz silkme ve haftaya dair bir söz kazandırır. "Bunu ne zaman kapatabilirsin?" bir tarih kazandırır. Her zaman tutulan bir tarih olmayacak, ama ikinizin de yazabildiği bir tarih üstüne gidilebilecek bir şeydir. Bir tarihin üstüne gitmek de her seferinde sıfırdan başlamaktan çok daha az sıkıntılı.
Tek bir tarih fazla geliyorsa iki tane iste: bugün bir miktar, kalanı kendi seçtiği bir günde. Borcun dörtte birini ödeyen müşteri borcun gerçek olduğunu kabul etmiştir; zaten o konuşmadan istediğinin çoğu buydu.
Aynı mesajı herkese aynı gün gönder
İstemenin bu kadar kötü hissettirmesinin sebebi kişisel durması: sanki birini ayırmışsın gibi. Ayın beşi herkesin senden haber aldığı günse, kimse ayrılmamıştır. O zaman "onlara kızmış olan esnaf" olmaktan çıkar, "ayın beşinde hatırlatma gönderen dükkan" olursun. Kimse takvime alınmıyor.
Bunu dokuz açık hesap için elle yapmak, alışkanlığı ikinci ayda bitiren şeydir. Aynı müşteri kartından gönderdiğin WhatsApp hatırlatmasında bakiye ve tarihler zaten yazılı geliyor; ayın beşi sana bir öğleden sonraya değil, on dakikaya mal oluyor.
Nereden başlamalı
Listendeki en büyük bakiyeyi değil, en eskisini al. İki tarafın da unutmaya en yakın olduğu, orada durdukça her hafta biraz daha sıkıntılı hale gelen bakiye odur. Ücretsiz başla, listenin kalanını müşteriler uğradıkça gir.